flickr.com/photos/belmasebil/

29 Haziran 2012 Cuma

ilk umarım son.

  bu, bu bloğa alkollü yazdığım ilk ve son yazı olacak sayın okuyucu. neden ilk derseniz o dostluğun şanından. neden son derseniz de o da az çok burayı ciddiye alışımdan. ha şunu da belirteyim kafam iyiyken daha ciddi bir insanım ben. şimdi... nereden başlayacağımı tam bilemiyorum. benim, onun hakkında yazmam gereken bir arkadaşım var. şimdi bana hesap yaptırmayın kaç yıllık bilmiyorum, lise birinci sınıftan beri öyle yada böyle arkadaşım. gelelim "neden onun hakkında yazmak durumunda bıraktı beni hayat?" sorusuna. bunun cevabını sizlerle paylaşmayacağım çünkü biraz özele kaçıyor. bu tamamen benim kendi içsel dünyamla alakalı bir borçtur sevgili okuyucu. ben bu tarz borçlarımı genelde karmaya havale ederim. fakat bu durum farklı ve karma ile hiç alakası yok.
  şimdi bir soru geliyor, "neden? ama neden hak ettiği kadar güzel insanlar hep geç çıkar insanın karşısına?" şimdi bu size çok sıradan bir soru gibi geldi dimi? "la sende ne diyorsun herkes böyle düşünüyor" dediniz değil mi? eğer bunları dediyseniz çok yanılıyorsunuz sayın okuyucu. çünkü bu dünyada o kadar güzel insanlar var ki bazen karma bile bilemiyor onlara nasıl davranacağını. bilemiyor çünkü iyilikle iyi davranmak arasındaki o ince çizgi günümüz insanı için çok karışık bir halde. iyi bir şey yaptığını sanıp yanılan öyle çok insan var ki ister istemez dengeler değişiyor. insanın kafası karışıyor çünkü kendini karşısındakinin dünyasına odaklıyor, onu keşfetmeye çalışıyor, onun iyisi ile kötüsü arasında kalıyor ve bazen kendini unuttuğu için kendine kızıyor. sonra insanlık hali deyip kendini de yarı yolda bırakıyor. sonuçta nereden bileceğiz ki tüm bu yaşananlar ne kadar gerçek?
  bu arada bir arkadaşımla ilgili yazacağım demiştim neyse laf lafı açıyor.
  bu dünyada neyin hesabını kimden sorabiliriz ki? beni ne biçim yetiştirdiniz diye anamıza babamıza mı çemkirelim ne yapalım? her yaşadığımızın hesabını bi şekilde dönüp dolaşıp sadece kendimize verebiliriz. o yüzden biraz da kafaları rahat bırakmak lazım. pişman olunacak ne yapmış olabiliriz ki? sınırları zorlasak neyin mantıklı bir açıklamasını yapamayız ki? delilik de insanoğlunun uydurması bi yerde.

  yazıyı en baştan okuyup düzeltme yapmayacak kadar çok samimi buluyorum bu gece seni sayın okuyucu. mutlu, hadi olmadı mutsuz günler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder