flickr.com/photos/belmasebil/

27 Haziran 2012 Çarşamba

büyük şehir

  bilgeyle buluşmak için kızılaya indim. bakın farkındaysanız indim diyorum çünkü bulunduğum yerden kızılaya bir dağdan inercesine iniyoruz. resmen küçük şehirden büyük şehre adaptasyon sorunu yaşadım bugün. trabzonda 5 dakikada meydanda olabiliyor insan trafik diye bir şey yok. dolmuşta "yeter artık indirin beni" diye bağırmamamın tek sebebi müzik dinliyor oluşumdu. tamam ankarada doğdum büyüdüm o dolmuşlara çok bindim ama yine de yeniden alışmak zor geldi arkadaş ne yapayım?
  trafik yüzünden bilge geç kalınca ben de ankaranın tadını çıkarayım dedim. dostun önünde oturup geleni geçeni izledim. ne diyeceğim size, ankara ne güzel şehir bee. bir de herkes birbirini tanıyor bir şekilde. yani öyle yoldan geçen dur hele sen kimin kızıydın tadında değil ama bir jenerasyon toptan arkadaş. olmadı senin arkadaşın onun dersanesinden en yakın arkadaşının eski sevgilisinin komşusu çıkıyor. böyle çılgın bir şehir işte ankara. çılgın demişken, dolmuştan indim yürüyorum tabi unutmuşum ankaralıların güven parkta dinozor beslediğini, güvercin-dinozor karışımı o şeyi görünce bir an korkmadım diyemem. neyse, dostun önünde otururken çantamı beğenen bir kadınla konuşmaya başladım, ne güzel insanlar var ankarada. kadın istanbuldan gelmiş ankara siyasalda doktora yapıyormuş. iki dakikada memleketin halini konuşan emekli amcaları çıkarttık içimizden. saklayacak değilim benim de içimde bir emekli amca yatıyor-meyhane sevmemden belli zaten-
  sonrası tahmin edildiği gibi gelişti bilgeyle yemek yedik sarılıp gezdik sokaklarda. ay hiç iflah olmayacağız sanırım 30 yaşımıza geldiğimizde de sarılıp gezeriz biz. bir ara evlenip çoluk çocuğa karıştığımız zaman da birbirimize, "geliyo musun bize amk" diye mesaj atacak mıyız acaba diye düşünmüştük. sanırım atmayacağız. ama atarsak daha güzel olmaz mı?


     biz küçükken ankaranın nüfusu, bir şehirdeki tüm çocukların birbirini tanıyabileceği en kalabalık şehir nüfusu kadardı.





2 yorum:

  1. ay şimdi bunu okuyunca, lafa dalmadan edemedim:

    üniversite'yi istanbulda okudum ben. ankaradan sonra herkes pek bi yabancıydı. neyse, birinci sınıfta bi çocuğu acayip beğenmiştim, hatta tanıştık filan. ankaradaki arkadaşlarıma da anlattım bi heves. meğer benden önce arkadaşlarım tanışmış onunla, o da ankaralı, ortak arkadaşları var falan filan.

    neyse işte, 4 yıl aynı yerde okuduk, üniv bitti; ama bizden bi cacık olmadı. mezuniyetten 2 yıl sonra "bir büyük kantin olarak ankara" gerçeği sonucu, nada'da karşılaştık. yanımda da hikayeyi bilen lise arkadaşım vardı.

    sonuç: taze evliyiz. evet, sahiden böyle bu.

    anafikir: ankara, kocaman, çok güzel bir kantin. istanbul'un asla anlayamayacağı kadar.

    YanıtlaSil
  2. :D çok güzel. bunlardan aslında o kadar çok var ki yani evlilikle sonuçlananlardan değil de hani ankaranın koca bir kantin oluşuyla ilgili olanlardan. bazen yolda herkese selam veresim geliyor. ne güzel şehir ankara. bu arada tebrik ederim, mutluluklar :)

    YanıtlaSil